Haberler Arslanbek TR

Kıl-kobız nasıl yeniden hayat buldu

Kıl-kobızın yeniden canlanması bir atölyede değil, bir arşivde başladı. Nogaylar arasında bu çalgıya ait icra geleneğinin neredeyse tamamen koptuğu ve çalgının canlı ortamdan dışlandığı koşullarda belirleyici rolü Arslanbekk Sultanbekov üstlendi. Başlangıç noktası, St. Petersburg müzesinde saklanan ve kadim bir çalgıyı belgeleyen 19. yüzyıla ait bir fotoğraftı.

İşte bu arşiv kaydı, yeniden inşanın temeli oldu. Sultanbekov'un girişimiyle bir ustaya yeni bir çalgı sipariş edildi. Söz konusu olan bir stilizasyon ya da sahne versiyonu değil, kıl-kobızın tarihî görünümüne ve yapısına olabildiğince yaklaşma çabasıydı.

Bağlam belirleyiciydi. 20. yüzyılda geleneğin taşıyıcıları — bahşılar ve destan anlatıcıları, "Edige" destanının yorumcuları, dombra ve kobız çalanlar — sistematik baskılara maruz kaldı. Çalgılar, kült nesneleri olarak toplanıp imha edildi. Kobızın kutsal statüsü, onu "batıl inançlarla mücadele" dönemlerinin başlıca hedeflerinden biri hâline getirdi. Sonuç olarak kuşaklar arası süreklilik onlarca yıl boyunca kesintiye uğradı.

Bu koşullarda Sultanbekov'un eylemleri bir kültürel yeniden inşa edimi oldu. Yeniden hayat bulan kıl-kobız, onun sahne performanslarında yeniden ses vermeye başladı; Nogay müzik geleneğine dekoratif bir unsur olarak değil, kutsal anlam ve tarihsel hafızanın taşıyıcısı olarak geri döndü.

Önemli olan şu ki süreç, yalnızca bir çalgı yapımıyla sınırlı kalmadı. Yeniden canlanma, bağlamın da ihyasını gerektirdi: kobızın dünyalar arasında arabulucu rolünü, ritüel işlevlerini, ses çıkarma tekniğinin özgünlüğünü — at kılından yapılan telleri, perde yokluğunu, tırnaklarla dokunmanın kendine özgü tekniğini — kavramayı. Bunlar olmadan çalgı, içeriksiz bir biçimden ibaret kalır.

Kıl-kobızın yeniden canlanma hikâyesi şunu gösteriyor: Kültürün korunması, tek bir insanın somut eylemiyle mümkündür. Arşiv fotoğrafı başlangıç noktası oldu, usta teknik uygulayıcı, sahne ise geri dönüşün mekânı. Arslanbekk Sultanbekov'un çabaları sayesinde Nogay müziği, en kadim seslerinden birini yeniden kazandı.